Knave (5)

Çıkan kısmın özeti: Tahir Kum cinayetinin peşindeyken; adamın tabancasının karıştığı Tekirdağ’daki cinayetle ilgili bir adamı sorguya alan Komiser Tahsin, Tahir Kum’un kaçak kumarhanesinde oyun oynamak isterken engellenen Yücel isimli şahsı da emniyete getirtmiştir…




Namık koridordan geçip gidecekken Komiser Tahsin’in geri girmek üzere kapısını açtığı sorgu odasında bekleyen, Tekirdağ’dan acilen getirilmiş olan Olgun’u görünce duraksamıştı. Bu duraksama, yılların polisinin gözünden kaçmamıştı ve apar topar sorgu odasının kapısını kapatıp Yücel’in koluna yapışmıştı Komiser Tahsin.

- Ne o, tanıdık mı geldi?

Yücel, bir an bocalasa ve kurtulmaya çalışsa da gizleyemedi. Kafasını olumlu anlamda sallayıp, birkaç adım geriledi. Duyulmaktan korkarcasına kısık sesle söze girdi:

- Amirim, bu adam oydu sanırım…

Komiser Tahsin, birkaç saniye bocalasa da yanlış duymuş olduğunu düşünerek konuştu:

- “Bu adam oydu” derken, o gece kumarhaneye gelenlerden birisiydi mi demek istiyorsun?

Yücel, kafasını salladıktan sonra sağına soluna bakıp kimsenin kendilerini izleyip izlemediğini kontrol etmişti. Bu hali Komiser Tahsin’e komik gelse de bıyıkaltından gülümsemekle yetinmişti. “İlahi, emniyette kim ne yapacak sana!” diye içinden geçirse de en yakın arkadaşlarından Nevzat’ın istifa etmesine varan bir süreci anımsadıktan sonra gülümsemesi dondu ve kendi dikkatini toparlama adına öksürerek boğazını temizledi. Yücel’in kolunu sıkı sıkı kavradı ve gözlerine dikti çakmak çakmak yanan gözlerini.

- Emin misin Yücel?

Yücel, derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini yumarak kafasını olumlu anlamda salladı. Tam o esnada, bir memur koridora girmişti. Komiser Tahsin, memura bakarak parmaklarını şaklattı. Memurun dikkatini çektikten sonra da seslendi:

- Oğlum bana emniyetin ressamını getirsene; son çizdiği iki çizimi de getirsin!

Memur, dudağını ısırarak geri döndü. Belli ki, tam da kantine giderken yolu kesilmişti. Komiser Tahsin gülümseyerek “Hadi hadi, azıcık iş yap…” diye homurdandı içinden. Kolundan tuttuğu Yücel’in huzursuzca kıpırdandığını fark edince de kafasından çabucak bir çözüm türetti ve eliyle hafifçe itekleyerek konuştu:

- Hadi Yücel, sen git kantine otur şimdi. Benden bir çay iç… Kantinciye selamımı söyle!

Yücel dönüp giderken bir ıslık çaldı Komiser Tahsin. Dönüp bakan çocuğa da işaret parmağını sallayıp tehditvari bir şekilde komut verdi:

- Sakın bir yere kaybolayım deme ha!

*

On dakika sonra sorgu odasından teşhis odasına alınmış olan Olgun’un karşısında, arkasını göremediği camın gizlediği bölümde, üç kişi vardı. Yücel, Komiser Tahsin ve Cinayet Büro’nun bağlı olduğu izinlere imzasını atacak yegane kişi “Müdür” vardı. Yücel birkaç adım daha yaklaşıp gözlerini birkaç kez kırpıştırarak ayakta bekleyen sağa sola dönüp duran Olgun’a baktı. Beş saniye geçmemişti ki; kafasını sanki utanılacak bir şey yapmış gibi hafifçe öne eğerek Müdür’e ve Komiser Tahsin’e döndü.

Dudaklarını bükerek kafasını olumlu anlamda salladı.

- Bu o… O akşam Tahir’i kumarhaneden alıp götüren iki kişiden birisi o!

Komiser Tahsin, göz ucuyla Müdür’e baktığında adamın iç çekerek göz kırptı Komiser Tahsin’e ve dudak ucu kıvrılarak kafasıyla dışarıyı işaret etti. Yücel’i bir dakikalığına içeride yalnız bırakarak dışarı çıktılar.

Komiser Tahsin’in omzuna dokunan Müdür; gülümseyerek dudaklarını ısırdı.

- Tamamdır Tahsin, sen bu adamın ifadesini al; ressamın çizimi ve teşhis ifadesiyle birlikte savcılığa yönlendir. Ben de arama izni için nöbetçi savcıya baskı yapacağım; adamın evini bir arattıralım…

Komiser Tahsin hevesle onaylayıp içeriye yönelmişken Müdür, “Hah!” diye seslendi.

- Tahsin, bu esnada yapabiliyorsan sen de heriften itiraf koparmaya bak!

Sözünü tamamladıktan sonra göz kırpıp eliyle babacan bir tavırla koluna birkaç kez vurmuştu Komiser Tahsin’in. Bu güvenoyunun üstüne omuzları dikleşmiş, kolları daha da kasılmıştı tecrübeli amirin.

Teşhis odasına girip eliyle Yücel’in odadan çıkması için bir işaret yaptı. Yücel, endişeli tavrından zerre kaybetmeden Komiser Tahsin’in peşi sıra odadan çıkmıştı. Cinayet Büro’ya geçtikten sonra Komiser Tahsin Hale’ye seslenmiş ve Yücel’in Olgun için teşhis ifadesini almasını ve olay akşamıyla ilgili bu teşhise ek olarak ifadesini güncellemesini istemişti.

Necip, içtiği kahveden başını kaldırıp şaşkın şaşkın bakarken Komiser Tahsin’in gazabından payını almıştı.

- Necip! Sen de öyle şaşkın şaşkın durma çabucak Beşiktaş Emniyeti’ni ara ve bugün baskın yapılan kumarhanenin kira kontratı kimin üstüneymiş, bilgisini talep et; fakslasınlar hemen!

Necip kahvesini bir kenara bırakıp telefonuna sarılmışken Komiser Tahsin de Cinayet Büro’dan çıkmıştı. Bir boks maçı gibi gördüğü sorgu aşamasına geçmek için koridorda koşar adım ilerliyordu.

Teşhis odasına gelip kapıyı açtıktan sonra, içerideki Olgun’la göz göze geldi. Derin bir nefes aldıktan sonra kafasını sallayıp kendisini takip etmesini işaret etti adama…

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

 

FİGÜRANIN ÖLÜMÜ

FİGÜRANIN ÖLÜMÜ
Hürhaber'de sekiz hafta tefrika edilen Komiser Tahsin hikayesi

KNAVE

KNAVE
Hürhaber'de altı hafta tefrika edilen Komiser Tahsin hikayesi

İNECEK VAR!

İNECEK VAR!
Kayıp Rıhtım'da yayınlanan bir Komiser Tahsin hikayesi

Suret

Suret
Bu logoyu gördüğünüz yerde, polisiye var demektir!

"Basın Cinayetleri"

"Basın Cinayetleri"
line.do'da 'Editörün Seçimi' olarak da paylaşılan, Basın Cinayetleri isimli çalışma.

NOEL BABA'YI KİM ÖLDÜRDÜ?

NOEL BABA'YI KİM ÖLDÜRDÜ?
Komiser Tahsin'in 2015 yılbaşı için yazılmış, özel öyküsü!

ÇİVİLERE RUH ÜFLEYENLER

ÇİVİLERE RUH ÜFLEYENLER
Kayıp Rıhtım'da yayınlanan bir Komiser Tahsin hikayesi