Figüranın Ölümü - 5

Çıkan Kısmın Özeti: Mecidiyeköy Metro İstasyonu’nda bulunan cesedin sırrını araştıracakken kalp spazmı geçiren Komiser Tahsin, hastaneye kaldırılır. Bu esnada, metrodaki cesetten bulunan sahte paraların analizi yapılmıştır: Paralar; tiyatro ve sinema sektörü için özel basım yapan bir matbaada basılmıştır.


- Alelade bir baskı!

Giydiği takım elbisesinin bırak düğmesinin, yakalarının bile birbirine değmeyeceği kadar kilolu olan bir adam; Hale’nin getirdiği sahte paraya birkaç saniye baktıktan sonra söyledi bu sözü. Hale’nin garipseyen bakışlarını görünce de gülümseyerek ayaklandı.

Hale merakla izlerken, ofisindeki çekmecelerden birkaçını açıp kapattı ve en sonunda bir tanesinden bir kağıt destesi çıkardı: Kesilmeye hazır para desteleri. Hale’nin şaşkınlığı artmışken gülümsemesini sürdürerek açıklama yaptı matbaanın sahibi:

- Bu tarz baskı işleri bize çok sık geldiği için hazır desteler halinde benim çekmecemde tutarım; sipariş gelince de elemana veririm desteyi keser ve müşteriye teslim eder… Bu getirdiğiniz örnek de tıpkı bunlar gibi… Bakın, şu kartonu bir elleyin, anlayacaksınız!

Adamın uzattığı kartona dokununca, ne anlattığını daha iyi anlamıştı Hale. Gerçekten de tıpatıp aynısıydı!

- Peki, bu sahte parayı hangi müşterinin aldığını öğrenme şansımız hiç mi yok?

Adam duraksadı, gülümsemesi yüzüne iyice yayılmışken sağ elinin işaret parmağını havada sağa sola salladı.

- Ben öyle bir şey demedim!

*
Necip Dok’un, Dok da Necip’in yüzüne bakıyordu. Necip,oldum olası sevmemişti otopsileri ancak Komiser Tahsin hasta yatıyor, Hale de kurnazlık edip laboratuardan aldığı bilgilerle pır diye uçup gitmişken otopsi işi de Necip’e kalmıştı… Dok’a bakıp göz kırptı Necip, bu hareketiyle de tecrübeli otopsi amirini güldürdü.

”Tövbe tövbe…” diye gülerek kafasını sağa sola salladı Dok. Önünde yatan cesedin üstündeki örtüyü, bel bölgesine kadar araladı. 20’li yaşlarının ortalarında görünen cesedin kalbinin ve midesinin üstünde olmak üzere iki bıçak izi vardı.

- İlk darbe, mideye gelmiş. Bağırsaklarda şöyle bir deprem etkisi yapmış. Maktul, bu esnada acıyla iki büklüm olmuş zira dikkatli bakacak olursan (Bu esnada elindeki lazer çubuğuyla cesedin  kalbinin üstündeki izi işaret etmişti) kalbi hedef almasına rağmen ikinci vuruşta birkaç santimlik bir fark var.

Necip’in, sadece dinlediğini belli eden bakışlarına sinirlendi Dok. Bir anda, elindeki lazeri Necip’in alnına doğrulttu.

- Beynini çalıştır, beynini… Ben sana niye santim hesabı yaptırıyorum şurada?
- Bilmem, belki yeterince acı çekmediğimi düşünüyorsunuzdur?

Muzip cevabı, Dok’ta pek de gülümseme etkisi yapmayınca; Necip ciddileşti ve alnını kırıştıracak denli şiddetli bir düşünme eylemine geçti. Birkaç saniye sonra gözleri parlamıştı.

- Çünkü, katilin boyunu anlayabiliyoruz!

Dok, “Ha şöyle!” dedikten sonra gülümseyerek otopsi masasının kenarında duran raporunu alıp Necip’e uzattı. Necip kısa bir müddet raporu göz ucuyla okuduktan sonra bir ıslık öttürdü.

- Yani, hem solak hem de bir yetmiş boyun altında bir katil arıyoruz öyle mi?

Dok, gururla başını sallayınca Necip burnundan bir soluk koyuverdi.

- Yani, sokaktaki adamların yüzde 40’ını, 45’ini falan eleyebiliriz?

Bu yersiz muzipliğiyle, Dok’tan gene tepki alan Necip gülümseyerek raporun kapağını kapattı; teşekkür ederek kafasıyla bir reverans yaptıktan sonra da otopsi odasından çıktı. Tam koridora çıktığı an, otopsi odasında adeta nefesini tutacak denli kendisini kastığını fark etmişti…

Derin derin nefes alıp verirken, cep telefonunun çalmasıyla kendine geldi. Aklına ilk gelen ihtimal, Komiser Tahsin’in kendine gelmiş olmasıyken; arayanın Hale olması küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaratmıştı genç poliste. Bunu belli etmemeye çalışarak telefonu açtı. Sadece birkaç saniyelik konuşma akabinde Necip, geleceğini söyleyerek telefonu kapatmıştı.

*

On beş dakika içinde Mecidiyeköy’de, günün her saati kalabalık olan Cevahir AVM’nin girişindeydi, Necip. İçeri girip doğrudan tiyatro sahnesinin olduğu kata yönelmişti. Salon 2’ye geldiğinde içeride içlerinde Hale’nin de olduğu üç seyircinin önünde oynayan iki tiyatrocuyu gördü… Yalnız, garip bir tiyatro sahnesiyle karşılaşmıştı: Dekor ve kostümlerden eser yoktu! En nihayetinde, olayın sadece oyun provası olduğunu anlayabilmişti Necip.

Sessizce ilerlemeye çalışarak Hale’nin yanındaki koltuğa oturduğunda, o kadar dikkat etmiş olmasına rağmen provadaki oyuncuların bakışlarını üstünde hissetmişti Necip. En önde oturan yönetmen bile, oyuncuların dikkatini dağıtan şeyi merak ettiği için; oturduğu koltukta doğrulup geriye dönüp bakmıştı!

Necip, üzgün olduğunu ifade eden bir mimik takındıktan sonra Hale’ye doğru eğildi.

- Pardon ama, biz ne yapıyoruz burada?

Hale, işaret parmağını “Şşşt!” diyerek dudaklarına götürdükten sonra kısık sesle ekledi:

- Şimdi en sevdiğim sahne gelecek!


 (Devam Edecek)

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

 

FİGÜRANIN ÖLÜMÜ

FİGÜRANIN ÖLÜMÜ
Hürhaber'de sekiz hafta tefrika edilen Komiser Tahsin hikayesi

KNAVE

KNAVE
Hürhaber'de altı hafta tefrika edilen Komiser Tahsin hikayesi

İNECEK VAR!

İNECEK VAR!
Kayıp Rıhtım'da yayınlanan bir Komiser Tahsin hikayesi

Suret

Suret
Bu logoyu gördüğünüz yerde, polisiye var demektir!

"Basın Cinayetleri"

"Basın Cinayetleri"
line.do'da 'Editörün Seçimi' olarak da paylaşılan, Basın Cinayetleri isimli çalışma.

NOEL BABA'YI KİM ÖLDÜRDÜ?

NOEL BABA'YI KİM ÖLDÜRDÜ?
Komiser Tahsin'in 2015 yılbaşı için yazılmış, özel öyküsü!

ÇİVİLERE RUH ÜFLEYENLER

ÇİVİLERE RUH ÜFLEYENLER
Kayıp Rıhtım'da yayınlanan bir Komiser Tahsin hikayesi